Anasayfa     Başa Dön

ARKEOLOJİ HAKKINDA

              Arkeoloji Nedir;

         İlk akla gelen  bilimsel olarak kazı bilimidir.  Arkeoloji, geçmişte yaşamış uygarlıkları, yazılı ve yazısız belgelerle birlikte, mimari kalıntılara ve maddi kalıntılara bakarak inceleyen bilim dalıdır. Aslında Arkeoloji; “ Biraz hayal, biraz masal ve en önemlisi de geçmişteki gerçeklerin yoğrulması sonucu ortaya çıkan sentezin” adıdır dense yanlış olmaz.

       Arkeoloji ile ilgili tanımları çoğaltmak mümkündür. Örneğin;Eski zamanlardan kalma örenleri, anıtları, sanat eserlerini,ve her türlü eşyayı araştırma, bulma inceleme, yorumlayıp açıklama bilimidir.[1]

         Arkeoloji kaybolmuş insanlığın toplumların bilimidir.[2

     Arkeoloji bize, geçmişte yaşamış insanların kullanmış olduğu araç gereçleri, sanatını, yaşam tarzını, düşünce yapısının, uygarlığa uzanan yolda kat ettiği mesafeleri anlatır.[3]

 Arkeoloji 1840’lara kadar zengin ve maceracı antika meraklılarının,  amatör saat tarihçilerinin, jeologların ve define meraklılarının bir hobisiydi.[4] Zamanla arkeoloji bilim haline dönüştükten, fizik, kimya, botanik, jeoloji, paleontoloji, antropoloji, ekoloji, tarih, coğrafya v.s. gibi bilim dallarından yararlanarak geçmişe ışık tutmaya başlamıştır.

Arkeoloji, geçmiş hakkındaki yorumlarında, geçmiş yaşamı yeniden canlandırmaya çalışırlar. Yani; günümüzdeki insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği evreleri göz önünde bulundurarak geçmişe uyarlamaya çalışır ve yorum yapar.

 

ARKEOLOJİYE YARDIMCI KÜLTÜR VE DOĞA BİLİMLERİ

            Arkeolojiye yardımcı bilimlerden bazılarını maddeler halinde kısaca açıklayalım: 

  1. Tarih: Arkeoloji ve tarih bilimi karşılıklı birbirine yardımcı olmaktadır. Arkeoloji, tarih bilimine buluntu ve yorumlarıyla , tarih bilimi de neden ve sonuçlarla, yorumlarla arkeoloji bilimine katkı sağlar.
  2. Coğrafya: Coğrafya bilimi arkeolojiye yeryüzünün şekli, arazi yapısı gibi konularda yardımcı olmaktadır.
  3. Jeoloji: Yerbilimi olan jeoloji, toprağın yapısı, değişimi gibi konularda yardımcı olmaktadır.
  4. Antropoloji: İnsan bilimi olan antropoloji, kazılardan çıkan insan iskeletlerini inceler, insan ırkının belirlenmesinde arkeolojiye yardımcı olur.
  5. Epigrafya: Taş, metal ve çeşitli nesneler üzerindeki eski yazıları inceleyen bilim dalıdır epigrafi,
  6. Palografya: Taşlardan başka nesneler üzerine yazılan şekil ve yazı metinlerini inceleyerek arkeoloji bilimine yardımcı olur.
  7. Toponomi: Yer adları bilimidir.
  8. Nümizmatik: Nümizmatik para, sikke bilimidir.
  9. Kronoloji: Kronoloji bir zamanlama, bir tarihleme bilimidir. Bunun yanı sıra değişik takvimlere göre  verilen tarihleri günümüz takvimine uyarlar.
  10. Sigillografi: Mühür bilimidir.
  11. Heraldik: Armaları inceleyen bilim dalıdır.
  12. Kriptografi: Bir yazıdaki gizli anlamları bulmak için çalışan  bilim dalıdır.
  13. Etnoloji – Etnografya: İnsanların etnik, ırki kökenini, özellik ve farklılıklarını araştıran bir bilimdir.
  14. Filoloji: Dil bilimidir. Metinleri yorumlayarak arkeolojiye yardımcı olurlar.

          Arkeolojiye yardımcı bilimleri daha da genişletmek mümkündür. Aslında hemen hemen bütün bilim dalları arkeolojiye yardımcı olmaktadır.

 ARKEOLOJİNİN TARİHİ

Arkeolojik araştırmaların başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, eski devirlerde de geçmişin izlerinin merak edildiği ve araştırıldığı bir gerçektir. Eski Yuna ve Roma tarihçi, edebiyatçı ve filozoflarının eserlerinin bazılarında eski eserlerin tarif ve tasvirini yapmışlardır.[5] İliada ve Odysseia’nın yazarı HOMEROS (M.Ö.9. Y.Y) ‘u Arkeolojinin babası olarak sayanlar vardır.[6] Ayrıca Orta Doğunun geçmiş için kaynak olarak Kitab_ı Mukaddes bir kaynak kitap olmuştur.[7]  Arkeolojiye hizmet eden diğer tarihçi ve yazarlar; Tarihçi Thukyidides ( M.Ö.5.Y.Y), Strabon, Lukianos, Athenaios, Plutarkhos ve Pausanias sayılabilir.

Tarihçi ve gezgin Herodotos (M.Ö.5.  YY), filozof Aristoteles (M.Ö. 382 – 320), tarihçi Ksenofon (M.Ö. 429 – 355), Anabasis (M.S.2.y.y), Pausanias (M.S.2. y.y), Strabon (M.S.2. y.y) Yunan şehir ve yapıları, heykelleri, resimleri hakkında ayrıntılı bilgi vererek arkeolojinin temellerini atmışlardır.[8] Bunlar gibi birçok ünlü yazar ve gezgin sayılabilir.

 

DÜNYA’ DA ARKEOLOJİ ‘ NİN TARİHSEL GELİŞİMİ

                Arkeoloji bilim olarak değerini Rönesansla, koleksiyoncu ve gezginler aracılığıyla kazanmaya başlamıştır. Gezgin ve koleksiyoncuların topladıkları eserleri araştırmacılara sunmuş ve onları sergilemişler. Arkeolojinin bilim olarak gelişimine katkıda bulunmuşlardır.

Andrea Palladio (1508 – 1580 ) Romada keşfettiği mimarlık eserlerine ilgi çekmesi, 1709 – 1715 yıllarında, M.S. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın lavları altında kalan Herculaneum antik kentinde, Avusturyalı General Prince d’Elboeuf ilk kazıların örneklerini vermişlerdir.[9] Winckelmann (1717 1768 ) “ Geshicte der Kunts des Alterthums” (1793) adlı eseriyle arkeolojinin kurucusu olmuştur.[10] Bunlar gibi bir çok gezgin ve bilgin ismi sayabiliriz.

ÜLKEMİZDE ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARIN TARİHSEL GEÇMİŞİ

              Anadolu tarihsel ve kentsel zenginliği ile nedeniyle 16. yüzyıldan itibaren yabancı gezginlerin ilgisini çekmiş.[11] 1764 ‘ de Societa di Dilettanti’ nin  desteğiyle Roma ve Yunan kalıntılarının incelenmesi amacıyla geziler düzenlenmiş.[12] 19. y.y’ lın ilk yarısında ise kazılara başlanmış Alman Schultz Doğu Anadolu’ da (1827), Fransız Charles Texier Hattuşaş ‘(1834) ta, W.Hamilton Alacahöyük’ te  (1835) ilk araştırmaları gerçekleştirmişlerdir. Daha sonra Avrupa’dan bir çok araştırmacı gelerek Anadolu’ nun değişik yörelerinde araştırma ve kazılar yapmışlardır, halen de yapmaktadırlar.

            İlk Türk Müzesi 1846 yılında, Ayasofya Camisi’ nin  arkasında bulunan Aya İrini ( Hagia İrene ) Kilisesi içinde kurulmuştur. 1868 yılında Müze-i Hümayun adını almıştır. [13] Aralıklarla devam eden müze çalışmalarında 1881 yılına kadar yabancı uzmanlar müdürlük yapmışlardır. 1881 yılında ise ressam ve sanat tarihçi Osman Hamdi Bey Müze-i Hümayun Müdürlüğüne atanmıştır. Osman Hamdi Bey Türk Müzeciliğini geliştirmiş ve Türk araştırmacılarının önünü açmıştır. Artık yabancı üniversitelerle birlikte ülkemiz üniversitelerinin yaptığı bir çok kazı halen devam etmektedir.

 

 ARKEOLOJİNİN ARAŞTIRMA ALANLARI

                Arkeolojinin araştırma alanlarına toprak üstündeki, altındaki ve sus altındaki bütün insan, kültür ve uygarlık kalıntıları girmektedir. Mağara yerleşmeleri, göl ve nehir yerleşmeleri, düz arazi yerleşmeleri, höyükler, akropoller, nekropoller, tümülüsler, höyükler, kaya mezarları, megalit[14] ve kromlekler[15]-[16] olarak saymak mümkündür.

         1. Mağaralar:İlk insanlar, vahşi hayvanlardan ve soğuktan korunmak için ilk önce kaya kovukları ve mağaraları kullanmışlardır. Bu tip yerlerde insanlarla birlikte hayvan kalıntılarına da rastlamak mümkündür. Mağaralarda rastlana kalıntıları sıralayacak olursak; insan ve hayvan kemikleri, meyve çekirdekleri ile taş, kemik, fildişi ve boynuzdan yapılmış silahlar, süsü eşyaları ve sanat eserleridir.

        2. Göl Ve Nehir Yatağı Yerleşmeleri: Mağara ve kovuklardan çıkan insanlar nehir ve göl kenarları ve içlerinde yerleşmeye başladılar. Göl içlerinde kazıklar üzerine kıyıya yakın yerlere ev kuran insanlar, kıyılarda düz  ve ağaçlık yerleri tercih etmişlerdir. Bu dönemde insanlar yine toplayıcılık ve avcılıkla yaşamlarını idame ettirmektedirler.

      3. Düz Arazi Yerleşmeleri: Bu tür yerleşmelerde özellikle savunma ön plana çıkmış ve surlarla çevrilmiştir. Yüksek tepelerde sağlam yapılı surlarla çevrili yerlerde idare kısmı, sur dışında ovada ise halk yaşardı.

        4.Höyükler: Tell, tepe, höyük ve hüyük aynı anlamda kullanılan kelimelerdir.Höyükler, eski zamanlardan beri gelen şehir kalıntılarından meydana gelen tepelerdir. Ya da, eski yerleşmelerin yıkılması veya yıkımı sonucu, onların kalıntılarıyla oluşmuş doğal olmayan tepeciklerdir. Neolotik Çağ öncesinde höyüklere rastlanmaz. Çünkü insanlar Neolotik Çağdan başlayarak toprağa bağımlı yerleşmeler oluşturmuşlardır.

      5.Akropoller: Akropoller, yüksek savunulması kolay olan tepeler üzerine yapılan kaleiçi kentler veya kent bölümleridir.[17] Daha çok bu yerleşmelerde, yönetici krallığa ait çeşitli sosyal, siyasal ve dinsel yapılar bulunur.

      6.Tümülüsler: Yer altı mezar odasının üzerini örten toprak yığınından oluşan yapay tepe.[18] Özellikle, kral, kraliçe, prens ve prenslere ait yığma anıt mezarlardır. Tümülüs geleneğinin ilk örneğini Anadolu’ ya Frigler getirmiştir. Lydialılar, Grekler ve Romalılar devam ettirmiştir.[19]

      7.Nekropoller: Kelime anlamı, ölüler kenti demektir.Kent dışında yer alan mezarlılardır.Neolotik, Kalkolitik, Bakırçağı, ve Tunç Çağlarında şehir dışı mezarlık yoktur. Ölüler evlerin içine, ocak, eşik önüne, bazen evin dışında, evin önüne , sokak arasına gömülürler.[20]

 

[1] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.3

[2] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.3

[3] YILMAZ Ömer. Arkeolog.

[4] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.4

[5] UÇANKUŞ Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.10

[6] UÇANKUŞ Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.10

[7] UÇANKUŞ Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.10

[8] UÇANKUŞ Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.10

[9] Uçankuş Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.11

[10] Uçankuş Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.11

[11] Uçankuş Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.15

[12] Uçankuş Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.15

[13] Uçankuş Hasan Tahsin. Bir İnsan Ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere Kadaranadolu.S.15

[14] Megalit: Bir yapı veya anıt oluşturmak amacıyla kullanılan büyük bir taştır. Bu yapılar bir veya birkaç megalitten oluşabilir.

[15] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.27

[16] Kromlek: Tarih öncesi devirlerde daire şeklinde sıra ile dizilmiş menhir (kaba yonu tekniği ile işlenmiş bir taştan oluşturulmuş anıt) lerden oluşmuş yapı. (Secda Saltuk. Arkeoloji Sözlüğü)

[17] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.28

[18] SALTUK Secda. Arkeoloji Sözlüğü.s.185

[19] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.29

 [20] UÇANKUŞ hasan tahsin. Bir İnsan ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji. Tarih Öncesinden Perslere KadarAnadolu.s.28

 
Hazırlayan Arkeolog Ömer YILMAZ
©2007 - 2011©
Yozgat Müze Müdürlüğü Resmi İnternet Sayfası